Aşure pişirme adeti nerden geliyor ?

motif

Hz. Nuh a.s. ve ona inanıp beraberinde gemisine binen müminler, Muharrem’in onuncu günü sağ ve salim olarak Cudi dağının eteklerine inerek karaya ayak basmışlardı. Hz. Nuh a.s. bu nimete şükretmek için o gün oruç tutmuş ve müminlere de oruç tutmalarını söylemiştir. İftar vakti yaklaştığı zaman, Hz. Nuh a.s., “Kimin yanında yiyecek olarak ne kaldı ise onu getirsin.” buyurmuştur. Bunun üzerine kimisi bir avuç buğday, kimisi bir avuç nohut ve kimisi bir miktar pirinç derken, yedi çeşit hububat toplanmıştır. Hz. Nuh a.s. bunları karıştırmış ve böylece bir çeşit yemek pişirilmişti. Müminler iftarlarını bu yiyeceklerle açmışlar, Nuh a.s.’ın bereketiyle hepsi doymuşlardır. Bir nevi tatlı mahiyetinde olan bu yemeğe, tufandan kurutuluşu ifade eden “selamet yemeği” denmiştir.

Netice itibariyle, tufandan sonra yeryüzünde yiyecek olarak ilk pişen yemek bu olmuştur. Kaynaklar da aşure adı verilen bu yiyeceğin Hz. Nuh a.s.’ın tufanından kalma olduğunu söylerler. (Bursevî, Ruhu’l-Beyan)

Aşure geleneği Muharrem ayı ile o kadar özdeşleşmiştir ki bu ay “aşure ayı” olarak da isimlendirilmiştir.

  | Aralık 2011 |  

Both comments and pings are currently closed.

Comments are closed.

Get Cloud PHP Hosting on CatN

%d blogcu bunu beğendi: